top of page

Kaygı (Anksiyete) Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Başa Çıkma Yöntemleri

  • 5 Şub
  • 3 dakikada okunur

Kaygı, insanın hayatta kalmasını sağlayan doğal bir duygudur. Tehlikeli ya da belirsiz durumlarda ortaya çıkar ve kişinin kendini korumasına yardımcı olur. Ancak bazı durumlarda kaygı duygusu yoğunlaşabilir, uzun süre devam edebilir ve günlük yaşamı zorlaştırabilir. Bu noktada kaygı artık doğal bir duygu olmaktan çıkar ve psikolojik destek gerektiren bir duruma dönüşebilir.

Bu yazıda kaygı bozukluğunun ne olduğu, belirtileri, nedenleri ve baş etme yöntemleri bilimsel bilgiler ışığında ele alınmaktadır.


Kaygı (Anksiyete) Bozukluğu Nedir?

Kaygı bozukluğu, kişinin günlük yaşamında karşılaştığı durumlara karşı aşırı ve kontrol edilmesi zor bir endişe hali yaşamasıyla karakterize edilen bir ruh sağlığı durumudur.

Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan DSM-5 tanı kriterlerine göre kaygı bozuklukları; kişinin işlevselliğini olumsuz etkileyen, sürekli ve yoğun endişe ile kendini gösterebilir.

Kaygı bozuklukları tek bir tanıdan oluşmaz. Klinik psikolojide farklı kaygı bozukluğu türleri bulunmaktadır. Bunlar arasında;

  • Yaygın kaygı bozukluğu

  • Panik bozukluk

  • Sosyal kaygı bozukluğu

  • Fobiler

yer almaktadır.

Kaygı bozukluğu yaşayan bireyler çoğu zaman kaygı duydukları durumun gerçek risk düzeyinin farkında olabilir. Ancak buna rağmen kaygı duygusunu kontrol etmekte zorlanabilirler.


Kaygı Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Kaygı bozukluğu belirtileri bireyden bireye değişebilir. Ancak araştırmalar bu belirtilerin genellikle üç başlık altında toplandığını göstermektedir.


Fiziksel Belirtiler

Kaygı yalnızca zihinsel bir süreç değildir. Bedensel tepkiler de oluşturabilir.

En sık görülen fiziksel belirtiler şunlardır:

  • Kalp çarpıntısı

  • Nefes darlığı

  • Kas gerginliği

  • Terleme

  • Titreme

  • Baş dönmesi

  • Mide rahatsızlıkları

  • Uyku problemleri

Bu belirtiler bazen kişilerin fiziksel bir hastalık yaşadığını düşünmesine neden olabilir.


Duygusal Belirtiler

Kaygı bozukluğunda duygusal süreçler önemli rol oynar.

Bunlar arasında;

  • Sürekli endişe hali

  • Kontrol kaybı hissi

  • Huzursuzluk

  • Olumsuz senaryolar üretme

  • Geleceğe yönelik yoğun korku

bulunabilir.


Davranışsal Belirtiler

Kaygı bozukluğu bireyin davranışlarını da etkileyebilir.

Örneğin;

  • Kaygı yaratan durumlardan kaçınma

  • Sosyal ortamlardan uzaklaşma

  • Karar vermekte zorlanma

  • Günlük sorumlulukları erteleme

Bu davranışlar kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede kaygıyı artırabilir.


Kaygı Bozukluğu Neden Olur?

Kaygı bozukluklarının oluşumu tek bir nedene bağlı değildir. Bilimsel araştırmalar kaygının biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkabileceğini göstermektedir.


Biyolojik Faktörler

Araştırmalar, bazı bireylerin genetik olarak kaygıya daha yatkın olabileceğini göstermektedir. Ayrıca beyin kimyasallarındaki dengesizlikler de kaygı gelişiminde rol oynayabilir.


Psikolojik Faktörler

Çocukluk deneyimleri, öğrenilmiş düşünce kalıpları ve stresle baş etme becerileri kaygı gelişimini etkileyebilir. Özellikle kontrol ihtiyacı yüksek bireylerde kaygı daha yoğun görülebilir.


Çevresel Faktörler

Travmatik yaşantılar, yoğun stres, iş veya ilişki problemleri kaygı bozukluklarının ortaya çıkmasına katkı sağlayabilir.


Kaygı Günlük Yaşamı Nasıl Etkiler?

Kaygı bozukluğu, kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir.

Araştırmalar, kaygı yaşayan bireylerin;

  • İş performansında düşüş

  • Sosyal ilişkilerde zorlanma

  • Uyku problemleri

  • Fiziksel sağlık sorunları

yaşayabileceğini göstermektedir.

Kaygı uzun süre devam ettiğinde bireyin yaşam alanlarını daraltabilir ve kaçınma davranışlarını artırabilir.


Kaygı ile Baş Etme Yöntemleri

Kaygı ile baş etmek mümkündür. Klinik psikoloji literatüründe etkili olduğu gösterilen bazı yöntemler bulunmaktadır.


Nefes Egzersizleri

Yavaş ve kontrollü nefes almak, sinir sisteminin sakinleşmesine yardımcı olabilir. Diyafram nefesi çalışmaları kaygı düzeyini azaltmada etkili bulunmuştur.


Düşünce Farkındalığı

Kaygı çoğu zaman olumsuz düşünce senaryolarıyla ilişkilidir. Düşüncelerin farkına varmak ve gerçekçi şekilde değerlendirmek kaygıyı azaltabilir.


Fiziksel Aktivite

Araştırmalar düzenli egzersizin stres hormonlarını azalttığını ve ruh halini iyileştirdiğini göstermektedir.


Günlük Rutin Oluşturma

Uyku düzeni, beslenme ve günlük planlama psikolojik dayanıklılığı artırabilir.


Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Kaygı duygusu herkes tarafından zaman zaman deneyimlenebilir. Ancak aşağıdaki durumlarda profesyonel destek almak faydalı olabilir:

  • Kaygı uzun süredir devam ediyorsa

  • Günlük işlevselliği etkiliyorsa

  • Sosyal yaşamı sınırlıyorsa

  • Fiziksel belirtiler yoğunlaşmışsa


Psikoterapi, kaygı bozukluklarının tedavisinde bilimsel olarak etkili bulunan yöntemler arasında yer almaktadır. Özellikle bilişsel davranışçı terapi yaklaşımı, kaygı ile baş etmede yaygın olarak kullanılmaktadır.


Kaygı, insan yaşamının doğal bir parçasıdır. Ancak yoğun ve sürekli hale geldiğinde bireyin yaşam kalitesini düşürebilir. Kaygının nedenlerini anlamak, belirtilerini fark etmek ve uygun baş etme yöntemlerini öğrenmek bu süreçte önemli bir adımdır.

Kaygının yaşamınızı zorlaştırdığını düşünüyorsanız profesyonel destek almak süreci daha sağlıklı yönetmenize yardımcı olabilir.


 
 
 

Yorumlar


Psikolog Ayşe Su Oruç © 2026

bottom of page